Bolu yeşillikler arasında, şirin bir il idi. Nüfusu on bini bulmamıştı. Demokrat parti iktidara gelmiş, marşall yardımı başlamıştı. D.P. ülkeyi kalkınma hamlesine sokmuştu. İnşaatlar çoğalıyordu. İnşaatlara, kereste lazımdı. Bolu ormanları ne güne duruyordu.

Kereste tüccarları para kazanıyordu. Eşraf ve memur eti ŞEN KASAP’dan alırdı. Şen kasap sahibi tatar Abbas dayının oğulları kasaplıkla yetinmeyip keresteciliğe baladılar.

Ardından kasaplığı bırakıp, ŞEN BOLU KERESTE atölyesini kurdular. Üç kardeş atölyede çalışıyor, dördüncü kardeş İLHAN, İ.Ü. İktisat Fakültesin’de okuyordu. Okul bitince atölyeye döndü. Kardeşler tam bir dayanışma içindeydi. İşleri bir, evleri ayrıydı ve mutluydular. İlhan’ın iki oğlu olmuştu. Hayatını işi ve evi arasında sürdürüyordu. Görüşleri keskin, eleştirileri acımasızdı. Doğru bildiğini savunmada pervasızdı. Ama herşeyden önce işi önemli idi.

Sosyal olaylara pek fazla zaman ayıramıyordu.

Ona göre kendi başını bağlayamayan, düğünde gelin başı bağlamamalıydı. Bir gün eşi ve kendisi trafik kazası geçirdi. İlhan’ın her yeri, eşinin de bacakları kırıldı. Eşi uzun tedaviler sonunda iyileşti. Fakat İlhan iyileşemedi. Elleri, ayakları tutmuyor. Başını dahi oynatamıyordu. Durum umutsuz görünüyordu.

Yüce Allah İlhan’a Hz. Eyüp sabrını lütfetti.

İlhan, bana nefes aldırdığın için, sana şükürler olsun, yarabbim demeyi başardı. Asla yılmadı, yaşama sevincini kaybetmedi.

Halen yatağında, normal bir insan gibi işini yönetip, sosyal ve ekonomik olayları takip ediyor.

İşte size, İlhan’ın yaşamından bir örnek;

Telefonum çaldı. Sekreter İlhan bey arıyor, dedi. (Hangi İlhan olduğunu biledim.) Telefon bağlandı.

- Aslanım, BOLUCAdaki yazılarını okuyorum. Yazıların güzel ama, yazı yazarken yanında imlâ kılavuzu bulundur. KONSERVATUAR, öyle yazılmaz.

- Nasıl yazılır.

- KONSERVATUVAR yazılır. (Konuşma tarzından İlhan Şenel

olduğunu çıkardım.)

Telefonu açtığımda hangi İlhan olduğunu bilememiştim. Şimdi bildim.

- Sen Tatar İlhansın dedim.

- Nerden bildin.

- Nerden bileceğim, TUVAR tatarca sığır demektir. TUAR’ın TUVAR olduğunu ancak senin gibi dikkatli bir tatar bilir, TUVAR’I kabul ettim, dedim. Gülüştük.

İlhan konuşmasına devam etti “Halk evinden Konservatuara” başlıklı yazın beni kırk yıl öncesine taşıdı, çok keyf aldım. Diğer yazılarını da zevkle okudum, dedi. Sonra kırk yıllık dostluğun doluluğu ile, uzun uzun sohbet ettik.

SEVGİLİ İLHAN,

Yüce Allah, insanların sapıtmaya başladığı dönemlerde sevdiği kullarına “örnek alınsın diye” dayanılmaz acılar çektirdi.

Sende bizler için bir örneksin.

Neden mi?

Anlatayım;

Vahşi kapitalizmin baştacı edildiği bir çağda yaşıyoruz. Çoğumuz, paranın yaşamı sürdürmek için gerekli bir vasıta olduğunu unutup, onu GAYE ediniyoruz. Hırsımızı direksiyona geçiriyor ve gaza basıyoruz. Dinimiz, imanımız para oluyor. Şımarıyoruz. Küçük dağları ben yarattım, duygusuna kapılıyoruz.

Gözümüz dönüyor, hırsımızın esiri oluyoruz. Sonunda bir gün bu çılgın hız, bizi uçuruma yuvarlıyor.

İlahi lütfu ile veren Allah, ya sağlığımızı, ya servetimizi elimizden alıveriyor. İşte o zaman panikliyoruz. Depresyona giriyoruz.( sürünenlerimiz, hapse girenlerimiz hatta intihar edenlerimiz bile oluyor.) Ne kötü. Ta başta hırsımızı başıboş bırakmamayı, becerebilsek.

Paranın asla GAYE olamayacağını kabul edebilsek. Asıl gayenin bireyin ve toplumun MUTLULUĞU olduğunu düşünebilsek. Dokuz gün ömre, sekiz gün çalışmayı kabul etsek. Hiç ölmeyecekmiş gibi çalışsak ama, asla Allah’ı anmaktan vazgeçmesek. Aynen İLHAN ŞENEL’in yaptığı gibi; Allah’tan gelene rıza gösterip, hayata küsmesek. Sağlam olduğumuz zaman gibi yaşama dört elle sarılsak.

Kötümü olur?

Dostlar gelin, nonoşları, hortumcuları, mafya babalarını, ahlak fukaralarını örnek almayalım. İlhan Şenel gibi bir irade abidesini, yaşam savaşçısını, örnek alalım. Baştacı edelim. Ondan ve onun gibilerden DERS alalım.

Not: İlhan’ın baktığı ( Şemsettin Sami’nin ) imlâ kılavuzunda KONSERVATUVAR Benim baktığım (Şefik Benekci’nin ) imlâ kılavuzunda KONSERVATUAR yazılı, Kelime öz Türkçe değil , Türkçeleştirilmiş. Bu da bize bir şeyler söylemiyor mu?