Bizim ata sözlerimiz,? uzun yılların? süzgecinden geçmiştir.

Olayların üstüne ?cuk? oturur.

İşte; bunlardan biri:

Kendi gözündeki merteği görmez de, elin gözündeki çöpü görür.

Yener arkadaşımın, ?patron?, benim ?itinasız? dediğim, Kamuran'ın yaptıklarına; ne de güzel uyuyor.

Bolunun sesinde yeniden köşe yazısına başladığımda; beni YURDAER KALAYCIOĞLU diye takdim ediyordu.

İkinci hafta bu hatayı düzeltip YURDAER KALAYCI demiş.

Çok normal, olabilir. (herkes unutabilir, hata yapabilir)

Hatayı yapan, dalgınlığına gelen ?Kamuran? olursa, iş değişir.

Çünkü o, hiç dalgınlık, unutma (kişisellik) kabul etmez.

(Faka bastın, şaka yaptık adlı) köşesinde, (toplumu hiç ilgilendirmemesi gereken) kişisel olayları, bire bin katar, allar pullar, yazar ha yazar.

İnsanlar üzülür mü, alınır mı; aldırmaz.

Kamuran bunu neden yapar?

İnsanların üzülebileceğini düşünemediğinden mi?

Hayır!!!!!!!!

Peki! NEDEN??.?

Reyting (ne demekse) yüzünden:

Köşesini okutmak, gazetesini daha çok satmak için.

O yılların tecrübesi ile (ne kadar sulu şey yazarsa, ne kadar mahalle dedikodusu yaparsa, o kadar) okunacağını iyi bilir.

Kamuran hayat mücadelesi vererek, ?ekmek parasını? kazanmaya çalışmaktadır.

O, Müslüman mahallesinde, salyangoz satılmayacağını iyi bilir.

İyi satıcı olmak için; ?neyin nerede satılacağını bilmek gerekir.?

Bu mantığın geçerli olduğu ortamda, Kamuran suçlanabilir mi?

Suçlanamaz.

O halde; suçlu kim?

Aşağıda vereceğim örnek suçlunun tespitinde, belki yardımcı olabilir.

bolununsesi'nin (27/12/2004 tarihli ) nüshası:

?Bolu'nun feryadı!! Ankara, Ankara duy sesimizi!? Başlığını taşıyor ve neden Bolu'ya Teşvik verilmediğini sorguluyordu.

Sorgulamanın mesnedi, (gazete ekinde verilen) benim hazırladığım rapordu.

Aynı nüshanın (faka bastın şaka yaptık) köşesinde, Kamuran:

?Yurdaer ağabeyimiz feleğini mi şaşırdı?? başlığı altında, benim aracımı park etmiş olduğum yeri sapıttığımı diline dolamış, ardından da ; DİE'ydi, BİGEP'ti derken, Yurdaer Abimizin kafası bu günlerde fazla yorulmuş olmalı, demiş.

Hiç şaşırmadım.

Tam Kamuran'lık bir iş.

Şaşkınlığım; gazetenin yayınlanmasından sonra başladı.

Aaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!!!!!!!!

Beni gören herkes: Önce, muzip muzip gülüyor, ardından ?geçmiş olsun arabanı kaybedip, bulmuşsun? diyordu.

Hiç biri, Bolu'ya yapılan haksızlığı, Teşvik verilmemesine neden olan hataları irdeleyen ?raporla? ilgili bir şey söylemiyordu.

Şaşırdım, üzüldüm.

[Konuştuklarım, okuması yazması olmayan ?günlük ekmek parası? peşinde koşan insanlar değildi.

Memleketimizin ileri gelen ?toplumsal sorumluluk hissetmesi gereken? insanları idi.

Hepsini magazin konular, kim ne yapmış , kim ne etmiş dedikoduları ilgilendiriyordu.

Ne de olsa tuzları kuruydu.

Bolu'nun geleceği karanlık olabilirmiş, şuymuş ?buymuş????.

onları ilgilendirmiyordu.

Onların karınları tok, sırtları pekti.

Mühim olan, bir köşe başı tutmak, yetkili birilerine yakın olmaktı.

Altta kalanın canı çıkacakmış, onlara neydi]

Bu bir genelleme değildir.

Yaşım 64, bunca yıllık tecrübem bana gösterdi ki; toplumsal konularda oldukça duyarsızız.

Magazin ve dedikoduya gelince: OOOOHHH, gelsin çaylar!!

Bu umarsız fasit daireyi kırıp, toplumsal konularda (birlikte) duyarlı hale gelemezsek, YANDI GÜLÜM, KETEN HELVAM.