Geçen haftaki Oy Oy Oy Anam başlıklı yazımda:

Ey popülist politikacılar !

Anlayın gayri, deniz bitti,

idare-i maslahatla iş götürülemez.İdare elden gider.

Geriye ne kalır bilmem !!!

Bırakın palavrayı, bırakın aldatmayı,

Bu metotla devlet gemisi yürümez!

Çıkar düşünmeyen, vatanım diyen,Millet için,

her türlü zorluğu göğüslemeye razı, bilgili, tecrübeli ve yaratıcı insanların önünü açın.

Kenara çekilin,siz de bu vatanın evlatlarısınız uyanın gaflet uykusundan!

Vatan elden gitmeden, çıkalım şu bataktan

demiştim .

Anlayan kim,

Popülist olanlar, alışkanlıklarını devam ettirdiler.

İktidar gemisinde, koltuk kapma sevdası ile gözü dönmüş olarak, boş vaadlerini miting meydanlarında şarkılarla,türkülerle söylemeye devam ettiler.

Akıl, izan ve insafı unuttular.

Milleti kandıracaklarını sandılar.

Türk milletinin sessizliğini, sakinliğini yanlış yorumladılar.

Oysa yazımın sonuna doğru :

Ey millet !

Çaresizim sanma ,

Diren !

Beleşe talip olma,

Üretimden yana ol,

Sıkıntıya katlan,

Hayal tacirlerine geçit verme. !

Gün, gayret günüdür.

Biz ne engeller aştık, ne imkansızları başardık.

Yedi düvele kafa tuttuk, Allah utandırmadı.

Biz zorlukların milletiyiz,Çileler, bizi olgunlaştırır,

Yüreğimizi güçlendirir,evvel Allah, biz bu zorluğu da aşarız.

Rahmetli şair, Mehmet Akif’in dediği gibi,

Belki yarın, belki yarından da yakın!

Demiştim.

Gerçekten milletimiz ;

En umutsuz zamanlarda bile, engelleri aşacağını isbat etti.

Tabii ki Allah’ın yardımıyla,

Sağduyu galip geldi.

Bu seçim, Türk demokrasisi için bir MİLAT tır.Millet, ülke yönetimine hakim olmalıdır.

Yöneticilerini,( politikacılarını) yönetmelidir.

Nasıl mı ?

Öze dönerek,

Kendimiz olarak,

Batının modeli olan “Ben” merkezli egoist düşünceyi, “BİZ” dedirten Alperenler’in düşüncesine dönüştürerek.

Yani yarenliği, yeni baştan tanımlayıp, benimseyip, çağa uydurup, yaşama geçirerek.

Yarenliği (dostluğu), yaşamımızın bayrağı edinebilirsek, ardından Ahi ahlakı, kendiliğinden fışkırarak çıkar ortaya.

Bu ahlak bize,

- Helal kazancı,

- Çağdaş üretim metodlarını,

- Bilimden yana olmayı,

- Gönül zenginliğini,

- Terbiyeyi, edebi öğretir.

Böylece ;

Birbirine sımsıkı bağlarla bağlı, zımba gibi bir toplum çıkar ortaya.

- Parmağım hıyar diyene, bir avuç tuzla koşmayan,

- Çıkar uğruna, onurundan vazgeçmeyen,

- Beleş ve harama, talip olmayan,

- Bilinçli ve inançlı, bir toplum,

Böyle bir topluma, hiç kimse kül yutturamaz.

Böyle bir toplum, koyun gibi güdülemez.

Böyle bir toplum, yöneticilerine yön verir,

Onları denetler, keyfiliği, çıkarcılığı, yutturmacılığı un ufak eder, ezer geçer.

Pırıl pırıl erdemli gelecekleri, oya gibi işleyerek oluşturur.

Sıkılmış yumruk haline gelirsek, aşarız her türlü engeli, tek tek koyarız, ortaya problemleri, düşünür buluruz, çözüm yollarını, böyle iken, böyle deriz.

Haydi bakalım, düşün önümüze, şunu şöyle, bunu böyle yapalım diyebiliriz.

Her attıkları adımı izler, toplum çıkarına olmayan işlerini engelleriz.

Demokles’in kılıcı gibi tepelerinde hazır beklediğimizi hissettiririz.

- Asla, büyüklerimiz bizden iyi bilir demeyiz.

- Onların, elini eteğini öpmeyiz.

Unutmayalım !

At, biniciye göre yürür.

Biz, biz olmaya karar verip, BOLUCA düşün-meye başlayıp, YARENLİK ATEŞİNİ bir üflersek!!

SIMSICAK OLUR ÜLKEMİZ.

Mutluluğun yolu budur.

YENİ MECLİS, MİLLETİMİZE HAYIRLI OLSUN.